Himmet, Fıtrat, Piyasa AKP Döneminde Sosyal Politika

AKP iktidarı sosyal politika açısından bir dönüşümü temsil ediyor. Küresel kapitalizmin ve neolibetral politikaların dayatmalarının yanında, bu dönüşümü AKP'nin kendi siyasal-ideolojik zihniyet çerçevesi biçimlendiriyor. Neoliberal, neomuhafazakar ve neopopülist politikalar AKP'nin sosyal politikalarını kuşatıyor. Sosyal politikanın bu zihniyet dünyasının yön verdiği bir iktidar aracı olarak kullanılmasına yol açıyor.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...
KÖŞE YAZILARI
İşçi Direnişi ama İdeolojisiz Olsun!
Köşe Yazısı / BirGün / 22.05.2015

İşçi Direnişi ama İdeolojisiz Olsun!

Bursa’da Renault ve Tofaş fabrikalarında başlayan, sonra otomotiv sektöründeki diğer fabrikalara uzanan ve 10 binden fazla işçiyi kapsayan direnişin işverenlerden önce Hükümet’te kaygı uyandırdığı görülüyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, işçilerin başlattığı eylemi zamanlaması açısından “manidar” bulduğunu söylerken, “ ideolojik-siyasal boyutu” olabileceğinden de kuşku duymakta! Buna karşı, kimileri de savunma güdüsüyle, “ne ideolojisi, ne siyaseti! İşçinin tek derdi var; o da geçim sıkıntısı” demekteler.

Çok şaşırtıcı değil. Türkiye’de işçilere ve sendikalara yaklaşımın, hep onları ideolojiden, siyasetten uzak tutmak olarak şekillendiği biliniyor. Ancak asıl marifet, 1980 sonrasına ait... 1980 sonrasında liberal ideolojinin egemenliğinde öyle bir anlam dünyası kurulmuştur ki, sanki liberalizm bir ideoloji değilmiş gibi, sanki günümüzdeki yaklaşım ve politikalarının ideolojik anlamı yokmuş gibi bir yutturmacayı gerçeğe dönüştürmek için çabalamakta! Liberalizm, artık ideolojiden “global gerçekliğe” yükselmiştir; ideoloji sözcüğü ise, artık bu egemenliğe karşı olan, bu nedenle “sakıncalı” bulunan sol ideolojileri anlatır olmuştur! Bu anlam dünyasında, emeğe de, aynı gemideyiz” şarkıları eşliğinde emek-sermaye çatışmasını ve emeğin istemlerinin ideolojik-siyasal yanını yok sayan bir anlayış, bir “liberal uzlaşma” empoze edilmesi için elden gelen yapılmakta.


Tümünü okumak için tıklayınız...
Bir Ülke Seçime Gidiyor
Köşe Yazısı / BirGün / 15.05.2015

Bir Ülke Seçime Gidiyor!

Yaşadıklarımıza baktıkça, bu memlekette güç ve iktidar savaşının yukarıları hedeflerken, nasıl aşağılarda seyrettiğini görüp de üzülmemek mümkün değil. En tepe noktalar hedefleniyor ama hedef yükseldikçe, sanki, etik ya da demokratik ilke ve sınırlar da o kadar çiğnenmekte. Gücün nimetleri arttıkça, erdemin de, hukukun da “ayak bağı” haline gelmesi kaçınılmazlaşıyor diyebiliriz. Bu ülkeyle gelişmiş demokrasileri ayıran en önemli nokta da burada galiba; oralarda da hukuksuzluk ya da yolsuzluklar yaşanıyor. Ancak, etik ya da hukuk kurallarının bu kadar “boşlanabilmesi” mümkün değil; ne sistem ne de toplum buna izin vermekte.

Biliyorum bu ülkede topluma laf etmek ayıptan sayılıyor; ama hem siyasetçi değilim hem de elitist filan suçlamalara karnım tok! O nedenle, ülkede ne oluyorsa gelip topluma dayandığını söylemek durumundayım. Hukuk ve demokrasi kuralları gibi ahlaki kuralların da devre dışı bırakıldığı bir dolu olay saymak mümkünse, toplumun bunları “sineye çekme” halini de konuşmak lazım.


Tümünü okumak için tıklayınız...
Araştırmalar-Vaatler-Milli İrade
Köşe Yazısı / BirGün / 08.05.2015

Araştırmalar-Vaatler-Milli İrade

Seçimler yaklaşıyor; kıyasıya bir yarış olması gibi, vaatlerin bolluğu da ortada..

Sosyo-ekonomik sorunlar ve bunlara ilişkin vaatlerin en çok konuşulan konular olduğu da bir gerçek. Şaşırtıcı da değil!

Birbirinden ilginç vaatler ortaya çıkmışsa, konuşulacak tabii. Bu vaatlerin bir nevi açık arttırılmaya çıkarılmasına da şaşmamak gerek; Türkiye bugüne kadar ne vaatler gördü! Yani, asgari ücretin, CHP’nin 1,500 TL vaadi ile başlayıp ardından Bağımsız Türkiye Partisi’nin eliyle 5,000 TL’ye kadar çıkması çok mu? AKP vaatlerde biraz geride kalmış durumda ama onun elinde atamalardan sosyal yardımlara kadar dağıtılacak “kozlar” var; bu nedenle, diğer partileri popülizmle suçlarken, kendisi liberalizm, klientalizm, muhafazakârlık üçgeninde popülizmin alasını yapmaya koyulmakta. Örneğin Ocak ayında 356 milyon lira olan sosyal yardımlar şubat ayında 1 milyar 324 milyon çıkmış; yani dört kat artmış! Bu da yeterli değilse; din, diyanet, Kuran, imam hatip okulları gibi oynanacak başka kozlar var!

Toplumun sorunları ve beklentileri bu yönde olduğundan, partilerin bu yöndeki vaatler üzerinde durmalarında da şaşılacak bir şey yok.


Tümünü okumak için tıklayınız...
GÜNDEMİN GETİRDİKLERİ
İzmir'in Akşamları


(İzmir özlemi depreşince....)

İZMİR’İN AKŞAMLARI

Denizlerin rüzgârı denizlerin,

Gelir vurur kızların bacaklarına.

İzmir’in akşamları İzmir’in,

Herkes saadetini düşünür.

Öpülmez ki denizlerin rüzgârı,

Kolay kolay öpülmez ki.

Bir kaçar bir de durur

Kadınlar gibi.

Denizlerin rüzgârı denizlerin,

İnsan unutur yalnızlığını.

Gemiler yelken açar uzaklarda,

Kim sevmez bu saatlerde yolculuğu.

İzmir’in denizleri koskocaman

Çocuklar uzatır ayaklarını denize.

Midye keser ayaklarını kaçarlar

Sevine sevine.

İzmir’in akşamları İzmir’in,

Nasıl sevilmez böyle akşamlar.

Bir yanar bir söner Karşıyaka’nın ışıkları,

Gün olur insanı deli eder.

İzmir’in ışıkları İzmir’in,

Barların, vitrinlerin önünde

Gemiler gelir rüzgârla dolu,

Gemiler gider ışıklar içinde.

EDİP CANSEVER

Dosyayı Açmak İçin Tıklayınız
SUSSS-MA

Bütün bu cılgıldaklar
Pencerenin ağzına asılı
Bütün bu fırıldaklar
Bütün bu pervaneler
Bütün bu değirmenler
Bütün bu uçurtmalar ve uçaklar
Poyrazın doğrultusunda...
Gülibrişim, mimoza ve manolya, kavak
Yaprakları dahil
Bütün bu kıpır kıpır insanlar
Elleri kolları ve kulaklarıyla
Ve erken öten bir horozun sesiyle
Kaçmışlar öbür dünyaya şimdiden
Seslerini bırakmışlar geriye
Bu ölümlü dünyaya yadigar...

Can YÜCEL
MERHABA YERYÜZÜ

Merhaba Yeryüzü
Eşref saati hayra dolu
Bir cömert günün ortasında
Dönüpte de yaşar mısın deseler
Uzayası şu güdük ömrünü
Ve verseler elime anahtarlarını
Tüm geçmiş günlerimin
İstemem derim.

Kalsın eksiğinde o kullanılmış günler
Bir su damlası telaşında
Elini öptüğüm ilk sevgilim
Düşlerimle oynaşan o haşarı renkler
Ve Şükriye anamın ölümü ile yalnayak
Eskişehir istasyon yolu..
İstemem derim
istemem.

Kalsın eksiğinde o tükenmiş günler
Ama bugün
Yaşamın bu şaşkın destursuz cümbüşünde
Cenklisi cefalısı
Mutlusu belalısı
Benim hepsi bütün günlerim
Hepsi benim
Geceye ateş yakmış
Dağ başındaki bir keşiş inadıyla.

Müştak Erenus

Nur İçinde Yat Yaşar Kemal

Evrende iki sonsuz doğurgan yaratıcı güç vardır:
Biri İnsan, öbürü Doğa .
İnsan yaratıcılığını yitirdiği gün,
Doğa yaratıcılığını bitirdiği gün
Her şey bitecektir.

Gözleri kocaman çocuklar için değer...
Mücadeleye değer...
Bir hayat pahasına da olsa; değer!...

ÇOK ÜZGÜNÜM! Özgecan ASLAN, bir güzellik daha katledildi.
1 2

Tüm hakları saklıdır. © 2014

Kullanım Koşulları | Yönetim