KİTAPLAR
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12
Himmet, Fıtrat, Piyasa AKP Döneminde Sosyal Politika / 2015

Bir Dönem Bilançosu: “AKP ve Sosyal Politika!”

2002 ‘de tek başına iktidara gelmesinden başlayarak, ekonomi politikalarından siyaset ve demokrasi anlayışına, dış politikada izledikleri yoldan hukuk devletiyle ilgili uygulamalara, Kürtler, Aleviler gibi kimlikler ve farklılıklara ilişkin yaklaşımlarından laiklik anlayışlarına kadar birçok konuda birbirine oldukça zıt değerlendirmelere konu olan bir iktidar karşısındayız. Bir yanda toplumun en az yarısının desteğini aldığı seçim zaferleri yaşamış bir iktidar var, öte yanda hemen her alanda hedeflediği dönüşümlerle yoğun eleştiri ve kaygılara neden olan bir iktidar... Bugün gelinen noktada ise, AKP, kendine olan güveni artmış ve hedefleri doğrultusunda daha sakınmasız bir yol izlemeye başlamış görünürken, demokrasiden hukuk devletine, hak ve özgürlüklerden temel ilke ve değerlerine kadar birçok konuda gelişmelerden rahatsız ve gelecek açısından kaygı duyanlar artmakta.


Tartışmalı konulardan biri de, sosyal devlet ve sosyal politika açısından benimsedikleri yaklaşım ve uygulamalar. Söyleme bakılırsa, sosyal devletten yana bir söylem söz konusu; sosyal yardımlar açısından bir artış var; hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi bir kurumsallaşmaya gidilmiş durumda. Buna karşın, eğitimden sağlığa, çalışma yaşamından gelir dağılımı ve yoksulluğa, ekonomik büyüme ve çevre politikalarına kadar birçok alanda benimsenen anlayış ve uygulamalarla ilgili kaygı duyanlar da çok. Sadaka devleti gibi nitelemeler de az değil! Ne var ki, sosyal politikayla ilgili bu konu ve kaygılar hem daha az konuşulmakta hem daha çok konuyla doğrudan ilgili çevrelerle sınırlanmaktadır. Dolayısıyla, söylemler ve iddialar ne olursa olsun, artan işsizlik, iş cinayetlerine dönüşen iş kazaları, ağaç katline dönüşen baraj ve maden ocağı furyası, toplumda büyüyen adaletsizlik algısının ve daha birçok sosyo-ekonomik sorunun arkasında sosyal politika anlayışı ve uygulamalarının yer aldığını görmek gerekiyor. Kısacası, ortada AKP dönemine ait bir sosyo-ekonomik bilanço var ve yalnız bir dönem değerlendirmesi yapmak için değil, aynı zamanda sosyal sorunlar giderilmeyip artarken bu dönem politikalarının anlam ve niteliklerinin sorgulanmasına ihtiyaç var. Bu derlemenin amacı da bu!



Bu irdelemeyi yaparken, kuşkusuz, her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de küresel kapitalizmin ve neo-liberal politikaların siyasal ekonomi veya sosyal politikalar üzerindeki dayatmalarını bir yana koyamayız. Örneğin bugün, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, Esping-Andersen’in sınıflamasına göre liberal sosyal devlet olarak adlandırılan ve en altta kalanlara (artıkçı model) yardım etmeyi esas alan bir sosyal devlet anlayışının egemen olduğu söylenebilir. Hatta, kurumsallaşmış sosyal refah devletine sahip AB üyeleri içinde bile bu anlayışa doğru bir kayıştan söz edilebilir. Öte yandan Türkiye’de, sosyal devlet ilkesi ile sosyo-ekonomik hak ve özgürlükleri kabul eden 1961 Anayasası’ndan buyana sosyal devlet olma açısından sorunlar ve eksiklikler olduğu da bilinmekte. Kısacası, neo-liberalizmin Türkiye’ye özgü olmadığı ortada; popülizmle kilentalizmin yalnız bugüne özgü değil, geçmişten buyana süregelen hastalıklar olduğu da biliniyor. Bu nedenle AKP dönemine ilişkin bu bilanço yaparken, tarihsel, toplumsal ve durumsal koşulların etkisini de dikkate almak gerekiyor.

Bunlar doğru; ancak AKP iktidarının sosyal politika açısından bir dönüşümü temsil ettiği de ortada; bu dönüşümünse, yukarıda değinilen koşul ve faktörler dikkate alınsa bile, büyük ölçüde AKP’nin siyasal-ideolojik zihniyeti çerçevesinde biçimlendiğine kuşku yok. Dolayısıyla, hem bu zihniyetin hem sonuçlarının, sosyal devlet ve sosyo-ekonomik haklar açısından anlamı, toplumsal gelişmenin sağlanması açısından ise niteliğinin sorgulanmasına ihtiyaç var. Böyle bir sorgulamanın sonunda, en başta, neo-liberal, neo-muhafazakar, neo-popülist olarak kavramsallaştırabileceğimiz bu siyasal-ideolojik duruşun, sosyal politikaya, hem kendi istemlere doğrultusunda bir anlam kazandırma çabasında olduğundan hem söylem ve uygulama açısından bir iktidar aracı olarak kullandığından söylemek mümkün. Örneğin, sosyal devlet, sosyal politika gibi kavramlar bolca kullanılırken, altında sosyal hizmet ve sosyal yardımlar toplandığı bir Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı adı verilmesi bile çok şey söylemekte. İlk yazı, bu nedenle, AKP’nin siyasal-ideolojik duruşunun çözümlenmesi ve sosyal politika anlayış ve uygulamaları açısından ne anlama geldiğinin sorgulanmasına ayrılmıştır.

Uygulamalara bakıldığında da, AKP iktidarının, sosyal politikaya sosyo-ekonomik haklar açısından bakmadığı, aksine sosyo-ekonomik sorunları hak konusu olmaktan çıkarma yönündeki dönüşümlere hız verdiği görülmektedir. Eğitim, sağlık, çalışma, sosyal güvenlik hakları, eşitlik, çevre, sosyal politikanın konusu değildir; konu olan haklar değil, “mağduriyetler” hem de dip mağduriyetlerdir. Örneğin gelir bölüşümündeki adaletsizlik ve yoksulluk, işsizlik ve iş güvencesizliği, çalışma koşullarının perişanlığı ortada; ancak, bunlarla ilgili ve etkin bir sosyal politikaya ihtiyaç olduğuna ilişkin bir belirti yok. Örneğin çalışma koşullarının acımasızlığı da, yalnızca ölümlerle biten iş kazalarından ibaret değil. Taşeronlaşmadan güvencesizliğe, ücretlerden sendikasızlaştırmaya uzanan gerçekler var ki; bunar, toplum giderek ücretliler toplumuna dönüşürken, iktidarın emeği “hak sahibi” olarak görmekten ne kadar uzak kaldığını göstermekte.

Öte yandan AKP döneminde, ilgili yazılarda da görüleceği gibi, sosyo-ekonomik haklara dayalı bir sosyal politikadan söz edilemezken, sosyal yardım devleti diye nitelemenin de güç olduğu anlaşılmakta. Sosyal harcamaların yetersizliği gibi, sosyal yardımların keyfiliği de bunu gösteriyor. Ayrıca, eğitimde, sağlıkta, sosyal güvenlikte dönüşümler gerçekleştirilirken, bununla yalnız sosyo-ekonomik hakların piyasa- malı haline getirilmesiyle yetinilmemekte; bu dönüşümlerle, hizmetler piyasalaşırken iktidar yanlısı zenginler yaratılması gibi bir amaç da kollanmaktadır. Bir anlamda, sosyal politika araçları ile ile hem iktidarın sürdürülmesine hem neo-liberalizme hizmet edilmektedir. İlgili yazılarda, ununun örneklerini görmek mümkün.

Özetle, bu derleme ile, bir yandan sosyal politika alanında farklı uygulamaların irdelenmesi ve buradan çıkarılacak sonuçların değerlendirmesi amaçlanmakta, öte yandan dönemin ve uygulamaların siyasal-ekonomi açısından anlamı ve niteliğinin tartışması yapılmaktadır. Bu bilanço ve değerlendirmenin, AKP iktidarının anlayış ve uygulamalarına ilişkin eleştirel bir yaklaşımı içerdiğine kuşku yok; ancak, bu eleştirel yaklaşım AKP’yi hedef almaktan önce, sosyo-ekonomik haklar açısından yaşadığımız kayıplara ve toplumda artan sosyo-ekonomik eşitsizliklere ilişkin duyarlılıktan hareket ettiğini de söylemek gerekiyor. Sosyo-ekonomik eşitsizliklerle sarmalanan, haklarını bilmekten ve kullanmaktan uzak kitlelerin, yalnız sosyal sorunlar değil, aynı zamanda siyasal ve demokratik yetersizlikler anlamına geldiği de biliniyor. Kısacası bu dönem bilançosu, sosyal sorunlar kadar benimsenen siyasal-ekonomiye de ışık tutarken, ortaya çıkan sonuçları, yetersiz ve aksak demokrasinin hem bir sonucu hem bir nedeni olarak değerlendirmek gerekmekte. Derlemedeki tartışmaları da, Türkiye ile ilgili tartışmalara daha geniş bir bakış açısı kazandırmak açısından anlamlandırmak mümkün.

Meryem Koray ve Aziz Çelik

Kitapta yer alan bölümler şöyle:


-AKP Dönemi: Neo-Liberalizm, Neo-Muhafazakarlık, Neo-Popülizm Beşiğinde Sallanan Sosyal Devlet ve Sosyal Politika: Meryem Koray

-Piyasa ve Muhafazakarlığın Elinde Araçsallaşan Eğitim: Kemal İnal

-Sağlıkta Neo-Liberal Dönüşüm ve Hak Kayıpları: Osman Öztürk

-AKP Döneminde İstihdam, İşgücü ve İşsizlik: M. Hakan Koçak, Kuvvet Lordoğlu

-Ak Parti Döneminde İş Hukukunda Güvencesizliğin Kurumsallaşması: Murat Özveri

-AKP Döneminde Sendikal Haklar: Sendikasız-Grevsiz Kaynaşmış Bir Kitleyiz!: Aziz Çelik

-AKP İktidarında Sosyal Sigortalar: Recep Kapar

-AKP Döneminde Sosyal Yardım: Gülcan Urhan ve Betül Urhan

-2000’li yıllarda Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikaları: Muhafazakârlığın ve Neo-Liberalizmin Gölgesinde Mi?: Saniye Dedeoğlu


-Adalet ve Kalkınma Partisi’nin “Çevresel Hassasiyeti İhya” Etme Politikaları: Yapar Gibi Yıkmak: Örgen Uğurlu


-AKP Dönemi Kentleşme Politikaları ve Kentsel Dönüşüm: Binnur Öktem Ünsal







Tüm hakları saklıdır. © 2014

Kullanım Koşulları | Yönetim